Avrupa

Fransa'da birinci tur seçimlerinin ardından

Fransa'da birinci tur seçimlerinin ardından

22 Nisan Pazar günü ilk turu yapılan Fransa başkanlık seçimlerinde Sosyalist Parti’nin (PS) adayı Hollande %28,6 ile ilk sırada yer aldı. Hollande’ın hemen ardından ikinci sırada % 27 oy oranı ile Sarkozy, üçüncü sırada ise %18 oy oranı ile Ulusal Cephe (FN) partisinin adayı Marine Le Pen vardı. Fransa solunun umudu olarak bahsedilen Sol Cephe (FG) adayı Melenchon % 11, merkezci parti MODEM’in adayı Bayrou %9, Avrupa Ekoloji adayı Eva Joly %2, Yeni Antikapitalist Parti’nin (NPA) adayı Poutou %1, İşçi Mücadelesi’nin (LO) adayı Nathalie Arthaud ise %0,56 oy oranlarıyla seçimden çıktılar. Ana akım medyadaki “solun zaferi” başlıklarına yahut “faşizm yükselişte” çığırtkanlıklarına kapılmadan seçim sonuçlarını daha iyi okuyabilmek için ilk olarak katılım oranlarına, ardından oy alan partilerin hangi söylemlerle hangi tabanlardan oy aldıklarına bakmak yerinde olacaktır.

Devamını oku...
 

Avrupa’da Kurtlar Savaşı

Avrupa’da Kurtlar Savaşı

Dört yıldan beri derin ekonomik krizin içinden çıkamayan Avrupa Birliği’nde, “istikrar” yanlısı Ricardocular (Merkel-Sarkozy) ile “büyümeci” Keynesçiler (Monti-Hollande) arasında sıkı bir mücadele sürüyor. Sosyalistlerin dikkatle izlemeleri ve olası sonuçlarını kestirebilmeleri gereken bir çatışma bu. İstikrarcılar, “piyasalara” (yani uluslararası spekülatörlere) güven verebilmenin yegane yolunun bütçe dengesi olduğunu, bu nedenle tüm kamu harcamalarında kısıntılara gidilmesini, ekonomik büyümenin ve yeni iş alanlarının açılmasının ancak bundan sonra gelebileceğini savunuyorlar. Almanya başbakanı Merkel’in önderliğindeki bu kesim şu anda AB içinde egemen durumda ve kemer sıkma politikalarını tüm Birlik ülkelerine dayatıyor. Büyümeciler ise, ekonominin yeniden canlandırılabilmesinin ve işsizliğin azaltılabilmesinin formülünün, kamu yatırımlarının hızlandırılması olduğunu savunuyorlar. Pekiyi, bu yatırımlar için parayı nereden bulacaklar? Diyorlar ki: mali piyasalara işlem vergisi koyalım ve dış borçlanmadan (yani kamu açıklarından) bu denli kaçınmayalım.

Devamını oku...

"Çocuklarıma borç bırakmak istemiyorum!"

Görgü tanıklarının ifadesine göre, bu sabah saat 9 sularında Syntagma Meydanı’nda yaşamına son veren 77 yaşındaki emekli eczacı Dimitris Christoulas, silahını kendine doğrultmadan önce öfkesini bu şekilde dile getirdi. Christoulas’ın üzerinde bulunan mektupta şunlar yazıyordu :

Devamını oku...

İspanya’da Genel Grev yeni bir mücadele dönemi başlatıyor

İspanya’da Genel Grev yeni bir mücadele dönemi başlatıyor

29 Mart günü İspanya’da sanayinin yüzde 85’i; 10’dan az işçi çalıştıran küçük işletmelerin yarıdan fazlası; dükkân, kafeterya gibi işyerlerinin önemlice bir bölümü kapalı kaldı. “Asgari servis” olarak öngörülen saatlerin ve miktarın dışındaki tren, metro ve otobüs hizmetleri ile hava ve deniz taşımacılığı tamamen durdu. Başta Madrid, Barcelona, Valencia ve Sevilla gibi büyük kentler olmak üzere yüzlerce yerleşim yerinde düzenlenen sokak gösterilerine 10 milyonun üzerinde emekçi katıldı. Özetle, Franco sonrası İspanyası’nda düzenlenen sekizinci genel grev gerçek bir başarıya ulaştı, hükümete ve işveren örgütlerine karşı işçi sınıfı pazularını sıkmakta olduğunu gösterdi.

Devamını oku...

Yunanistan – Leta Zotaki ile Kilkis Hastanesi İşgali üzerine

Yunanistan – Leta Zotaki ile Kilkis Hastanesi İşgali üzerine

Yunanistan işçi sınıfı ve emekçilerinin kriz karşısında kendilerine ödettirilen bedellere karşı mücadeleleri günden güne olgunlaşırken, geçtiğimiz ay Kilkis Hastanesi çalışanları önemli bir direnişe öncülük etti. Doktorlar, hemşireler ve işçilerden oluşan 250 kişi sağlık sisteminin paralı hale gelişine, ücretlerindeki kesintilere ve çalışma şartlarına hayır demek için çalıştıkları hastaneyi üç hafta süreyle işgal etti. Tahmini zor olmayan, devletin baskı ve yıldırma yöntemleri sonucunda şimdilik “askıya alınan” bu önemli direniş, sunduğu yol ile diğer hastanelere de ilham vermeye başlamış durumda. Bu deneyimi ve bu deneyim etrafından Yunanistan’daki politik durumu ve gelişmeleri direnişin öncülerinden, genel işçi meclisleri üyesi ve Kilkis Hastane Doktorları Sendikası (E.N.I.K) Başkanı Leta Zotaki ile değerlendirdik. – İşçi Cephesi

Devamını oku...

Kilkis Kuzey Yunanistan: İşgal altındaki hastanenin genel işçi meclisi katılımcısından mesaj

Kilkis Kuzey Yunanistan: İşgal altındaki hastanenin genel işçi meclisi katılımcısından mesaj

Kilkis hastanesinin işçilerce işgali, 20 Şubat Pazartesi günü yerel saatle 08.30’da başladı. Kalkış noktamız yalnızca çöküş halindeki Yunan sağlık sistemi değildi. Mücadeleye aynı zamanda, gerçek bir tehditle karşı karşıya bulunan en temel insan haklarımız nedeniyle de giriştik. Burada yaşanan durum yalnızca bir dizi ülkeyi ve sosyal kesimi etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda Avrupa, Amerika, Asya ve Afrika’daki orta ve alt sınıftan pek çok kesimi kuşatıyor. Yunanistan’ın bugünkü görünümü yarın Portekiz, İtalya ve İspanya üzerinden geçip tüm gezegenin genel görünümü halini alacak.

Devamını oku...

Pandora'nın kutusu; Yunanistan

Pandora'nın kutusu; Yunanistan

2000’lerde geleceği alenen belli olan ve 2008’de patlayan içinde bulunduğumuz kriz, emperyalizm tarafından kapitalist sınırlar içinde çözülmeye çalışıldıkça, çözüm şöyle dursun kriz gittikçe derinleşmekte. Bu kriz sarmalıyla birlikte artık tüm Avrupa’nın mali  politikaları birkaç finans tekelince belirlenmekte. Almanya ve Fransa merkezli bu tekeller tüm Avrupa işçi sınıfının kazanımlarını son kertesine kadar yok ediyor. Bu durumun siyasal yansımasıysa -özellikle İtalya ve Yunanistan’da görüldüğü gibi demokrasi dışı eğilimlerin güçlenmesi ve emekçi yığınların taleplerine kulakların tıkanması oluyor. Avrupa emperyalizmi açık açık söylüyor; “Demokrasiyle kaybedecek vaktimiz yok!”

Devamını oku...

Avrupa'da genel greve doğru

Avrupa'da genel greve doğru

"Bir ülkede işçiler neden genel greve çıkar?” sorusuna verilebilecek her türlü yanıtta sıralanabilecek gerekçeler bugün belli başlı Avrupa ülkelerinin hemen hepsinde geçerli. Üç yıl önce dünya kapitalizminin derin krizi patlak verdiğinde, bunun geçici, dönemsel bir bunalım değil, sistemin doğasının ürettiği yapısal bir kriz olduğunu ve ayakta kalabilmek için önce üretici güçler (insan, doğa, teknoloji, hatta sermaye) üzerinde büyük bir tahribata yöneleceğini belirtmiştik. İşte bugün bu saldırının ilk sonuçları yaşanmaya başladı.

Devamını oku...

Ulusal birlik değil, sınıfın birliği!

Fransız devrimci Marksist grup Enternasyonalist Sosyalist Grup’un (GSI) Ocak 2012’de yayımlanan 116. sayısının editöryalinin kısaltılarak çevrilmiş halidir.

8 Kasım 2011 tarihinde Strasbourg Üniversitesi’nde bir toplantıya katılan Nicholas Sarkozy şöyle konuştu: “Birçok sıkıntıya ve işsizliğe sebep olan bu krizin ülkemiz için bir şans olduğuna inanıyorum. Daha önce asla kabul edilemez gibi görülen önlemler, artık kabul edilir hale gelmiş durumda.”

Devamını oku...

Yunanistan için; Ne yapmalı?

IMF ve AB’nin, özel bankalara Yunan devlet tahvillerinden yüzde 50 zararı kabul ettirmesiyle birlikte hazırlanan, içinde Yunanistan’a yardım paketi barındıran anlaşmayı Papandreu, kasım başında sürpriz bir kararla referanduma götüreceğini açıklayarak başta Avrupa emperyalizmi olmak üzere tüm Yunan burjuvazisini karşısına aldı. Emperyalizmin Papandreu’yu gözden çıkarmasıyla birlikte, kendi partisinden de muhaliflerin belirmesiyle istifa eden Papandreu’nun ardından hükümet düştü.

Devamını oku...

İspanya genel seçimleri

İspanya genel seçimleri

İşçiler Sosyalist Partiye sırt döndü

İki dönemdir iktidarda olan İspanyol Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) 20 Kasım genel seçimlerinde tarihinin en büyük yenilgisini aldı: 2008 seçimlerine oranla yüzde 38 (4,3 milyon) oy ve 59 milletvekilliği yitirdi, 52 ilin ikisi dışında (Barselona ve Sevilla) her yerde birinciliği başka partilere kaptırdı, 17 özerk bölgeden “sosyalizmin kaleleri” ve oy deposu olarak anılanları (Katalonya, Endülüs ve Ekstremadura) sağ partilerin denetimine terk etti. Franco sonrası 34 yıllık dönemin 22 yılını iktidarda geçiren Sosyalistler, aldıkları yüzde 28,7 oy oranıyla 1977’nin bile gerisine düşerek ciddi bir politik krize doğru sürüklendiler.

Devamını oku...

Genel grev için! Emekçilerden yana bir işçi hükümeti için!

“Biz, Oscar-Grant Meydanı işgalcileri, 2 Kasım 2011 günü Oakland’ı özgürleştirmeyi ve %1’in egemenliğini durdurmayı öneriyoruz. Tüm şehri genel greve ve tüm öğrencileri de ders bırakma eylemine çağırıyoruz. İşe ve okula gitmek yerine hep birlikte hayatı durdurmak için şehrin merkezinde toplanacağız. Bütün bankalar ve büyük şirketler belirtilen günde kapalı olmalıdırlar, yoksa üzerlerine gideceğimizi bilsinler.” (Oakland öfkeliler hareketinin genel grev çağrısından)

Devamını oku...

Yunanistan'da rejimin bekçisi; "Komünist" Partisi

Yunanistan'da rejimin bekçisi; IMF, memur maaşlarını ödeyemeyecek durumda olan Yunanistan’a vermek istediği yardımın 8 milyar avroluk dilimi için, işçi ve emekçilere büyük bir saldırı planı barındıran tasarruf (kemer sıkma) paketinin meclisten geçmesini şart koşmuştu. 20 Ekim'de krizin faturasını işçilere ödetmek için toplanan meclisteki tasarruf paketinin oylanması sıralarında, dışarıda 2 gün süren, kitlelerin meydanlara aktığı, fırınların dahi kapalı olduğu genel grev vardı. Grev sırasında gözümüze takılan en önemli şey, meclisi polisle birlikte koruyan Yunanistan Komünist Partisi'ydi (YKP).
Devamını oku...

Yunanistan: Dünyanın günah keçisi

2008’de açığa çıkan, içinde bulunduğumuz süreçte artarak devam eden, tarihin en büyük kapitalist krizinin faturası, burjuvazi tarafından başta Avrupa olmak üzere tüm dünya işçi sınıfına kesilmiş bulunmaktadır. Bu fatura kesimi, devletlerin bütçe açıklarını ve borçlarını kapatmak istemesiyle, halkın alım gücünün düşmesi, birçok üründe vergi artırımı, sosyal hakların kısıtlanması ya da tamamen ortadan kaldırılması şeklinde kendini gösteriyor. Bu durum karşısında “The Economist” gibi burjuvazinin sözcüsü ekonomi dergilerinin bile, “içinde bulunduğumuz küresel durumdan korkmamız gerekiyor” diye açıklama yapması durumun vahametini ortaya koyuyor.

Devamını oku...

Avrupa'da kriz ve grevler: “Çanlar kimin için çalıyor?”

Avrupa'da kriz ve grevler: “Çanlar kimin için çalıyor?”

Küresel mali krizin 2008'de patlak vermesiyle Avrupa'daki birçok ülke, yaşanan durgunluğu (resesyon) borçlanarak atlatmaya çalıştı. Krizi yaratan borç zinciri, yaşanan krizi ertelemenin bir aracı haline gelince, bu durum daha büyük sarsıntılara kapı araladı. Şu an Euro bölgesinde ülke ülke yayılan bunalım Türkiye'nin de bu süreçle alarm veriyor olması, borçlanma ve vurgunculuğa (spekülasyon) dayalı ülke ekonomilerinin içine girdiği fasit dairenin trajik bir yansıması. Ülkelerin iflas eşiğine geldiği şu günlerde Avrupalı emekçiler, hükümetlerin kemer sıkma politikalarına grev ve protestolarla tepki gösteriyor.

Devamını oku...

Tahrir, Puerta del Sol, Sintagma: Aynı mı?

Tahrir, Puerta del Sol, Sintagma: Aynı mı?

Değişim kaçınılmaz. Her şey değişiyor. Doğa gibi toplumlar da sürekli bir değişim yaşıyor. Kuşkusuz toplumsal değişim genellikle yavaş gerçekleşiyor. Bazen ise değişim enerji yüklenmiş bir fay hattının kırılması gibi deprem şeklinde de olabiliyor. Böylesi durumlarda konum ve kuralların değişimine, yerleşik düzenin altüst oluşuna tanık oluyoruz. Herakleitos’tan esinlenerek söylersek, hayatta değişmeyen tek şey değişimin bizzat kendisi.

Devamını oku...

Meydanlar sosyalistleri cezalandırdı, seçimleri muhafazakârlar kazandı

Meydanlar sosyalistleri cezalandırdı, seçimleri muhafazakârlar kazandı

15 Mayıs günü Madrid’in Puerta del Sol meydanı kendini “sistem karşıtı” olarak gençlerle dolmaya ve meydanın orta yerine kamp çadırları kurulmaya başladığında tüm İspanya halkı sadece uzun soluklu bir mücadelenin başladığına inanmakla kalmadı, ama aynı zamanda yıllardan beri sesi çıkmayan genç kitlelerin itmesiyle ülkenin yeni bir seferberlik evresine doğru yol almaya başladığını düşünmeye koyuldu.

Devamını oku...
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 4