Tartışma

Sitemizin Tartışma bölümünde yer alan yazılar, İşçi Cephesi’nin görüşlerini yansıtmayabilir. Bu yazıların önemi, güncel ya da tarihsel, politik ya da teorik bir dizi konuya getirdikleri farklı bakış açılarıdır. Siz de, Tartışma sayfalarımıza katkı sağlayabilirsiniz… Bunun için İletişim sekmesinden, göndereceğiniz metne ilişkin bir bilgilendirme yapmanız yeterli. Yazılarınızı bekliyoruz…

Bir Devrimi Tanıyabilmek

1989-91 döneminde “Soğuk Savaş” namıyla da maruf bloklar sisteminin yıkılmasına neden olan Doğu Avrupa’daki kitlesel halk hareketlerinden bu yana sosyalistler pek alışık olmadıkları bir durumla yüz yüzeler. Durum, bir yönüyle esas olarak SSCB’nin, bir dış güç eliyle değil de, ülkeye 1920’li yıllardan başlayarak hâkim olan Stalinci bürokrasinin “iç dönüşümü” yoluyla çözülüp tasfiye edilmesinin ardından ortaya çıktı. Yeni dönemin en tipik özelliği, ideolojik olarak “küreselleşme” adıyla anılan ve mali sermayenin ileri derecede uluslararasılaştığı bir dönemde, ulusal kurtuluş hareketlerinin, bağımsızlık savaşlarının veya yıllanmış diktatörlüklere karşı demokratik hak ve özgürlük mücadelelerinin “uluslararası toplumla”, yani emperyalizm ve özellikle de ABD ile gönüllü veya mecburi, epeyce samimi ilişkiler içinde olması. Böyle bir dünyada, öyle doğrudan “Amerikan uşağı” olmasalar bile kitlelerin ve önderliklerinin, savaştıkları gücün baskı ve direnci oranında “gözü dışarıda” olması, “dış dünyadan” medet umması adeta kaçınılmaz bir durum.

Devamını oku...
 

Faşizmin Sarmalı Türkçülük İslamcılık

Faşizm ırk, kan, lider gibi değerlerle tanımlanmış bir cemaat mensubu olmayı gerektiren aidiyet hissinin şiddetli bir dirilişidir. Buradaki sorun faşist ruh halinin neden toplumun alt orta sınıflarının bir kesiminde şiddetli bir biçimde doğması, bu kesimleri faşist hareketin saflarına çeken nedenlerin ne olduğudur.

Devamını oku...

Türk geçmişiyle yüzleşebilecek mi?

Uzun süredir devlet katında adeta ‘’sürekli kriz’’ yaşandığından ve son on yılda bu krizin ideolojik içeriği laik/şeriatçı odaklar arasındaki iktidar mücadelesi şeklinde görüldüğü için, içinde yaşanılan krizin nasıl bir boyut ve derinlik kazandığı görülmemiş olunabilir. Özellikle şu son aylar içinde ülke gündeminin başköşesine oturan gelişmeler tarafları, nasıl tarif edilirse edilsin yönetim, egemenlik aygıtları düzeyinde cereyan eden iktidar mücadelesi düzeyini aşmış, Türkiye toplumunun zaten var olan fay hatlarını tetikleyen bir deprem dalgasına dönüşmüştür. Resmi kabullerle, tabularla, ön kabullerle örülmüş egemen ideoloji dünyası toptan ve çok yönlü darbelerle çökecekmişçesine sarsılır hale gelmiştir. Bu yıkım ve çöküş hali şüphesiz en açık ve çarpıcı yönleriyle resmi ideoloji cephesinde ve onun kurumlarında yaşanıyor.

Devamını oku...

Bir hurafe: Liberal kapitalizm eşittir demokrasi

"Liberal kapitalizm eşittir demokrasi” hurafesi, kriz gerçeği karşısında bir kez daha alenen iflas ediyor. Bugün İtalya ve Yunanistan’da yaşananlar, kapitalizmin krizinin sadece ekonomik değil, aynı zamanda ve kaçınılmaz olarak toplumsal ve siyasi bir kriz olduğunu da kanıtlıyor. İflas eden, küreselleşme ideolojisinin yaydığı neoliberal hayallerin yanı sıra burjuva demokrasisinin kendisidir.

Devamını oku...

Dolmabahçe mutabakatından bugüne hangi 'vesayetin' sonu

Yüksek Askeri Şura'nın oturma düzenindeki değişiklik, başbakanı tek başına otururken gösteren fotoğraflar kamuoyuna “bir demokrasi tablosu” olarak sunuldu. Burjuva Basınının neredeyse bütün kalemleri Başbakan'ın toplantıya tek başına başkanlık etmesini “askeri vesayet rejiminin sonu olarak tanımladı. Bütün liberal ve AKP yandaşı teorisyenler Oturma düzenindeki bu değişimin “demokrasinin zaferi’’olduğu ilan ettiler.

Devamını oku...

Asker-polis devletinden polis-asker devletine!

AKP, “eski düzen” güçlerini, her şeye nüfuz eden çözündürücü bir sıvı misali çözmeye ve ardından istediği kalıba dökerek yeniden şekillendirmeye devam ediyor. Adeta kendi suretinde bir dünya yaratıyor. Hegemonyanın el değiştirmesi böyle bir şey olsa gerek…

Devamını oku...

Düzen Değiştiren Görülmemiş Bir Şey!

Seçimler yapıldı. Beklendiği üzere AKP kazandı. Üstelik beklenenden birkaç puan daha fazla oy alarak ve bugüne kadar aldığı oylardan daha fazlasını kazanarak yüzde 50’ye ulaştı. Oy oranını epeyce bir artırması, ancak seçimleri kaybetmesi beklenen CHP’nin de beklenenden birkaç puan az oy alarak yüzde 26’da kalması en azından ilk anlarda hayret ve dehşet duygusuna yol açtı! Oysa en azından normal şartlarda, üçüncü seçiminde AKP’nin biraz oy kaybetmesi gerekiyordu, 2009 yerel seçimlerinde olduğu gibi.

Devamını oku...

Ne Liberal’in lafazanlığı ne de Vatansever’in hezeyanı...

Çinliler, beddua etmek için “İlginç zamanlarda yaşayasın!” derlermiş! Her zaman çabuk fark edemesek de galiba o “ilginç zamanlardan” birindeyiz. İnsan evladı, kendi kısa ömrü içinde uzun sayılabilecek bir süre boyunca “tarihin sona erdiği” biçiminde bir liberal hurafeye inandırıldı. Ancak bu hurafe, tarihin ve toplumun merhametsiz yasaları ve elbette kapitalizmin ertelenebilir ama kaçınılmaz krizi karşısında tarihsel açıdan çok kısa sayılabilecek bir sürede yıkılıp gitti… Şimdi çıplak maddi gerçekle karşı karşıyayız; bilinç maddi gelişmeleri geriden takip etse de!
Devamını oku...

Referanduma doğru

Liberalizmi öldüren sınıf mücadelesidir! Bu nedenle liberal, sınıf mücadelesi ve devrim fikrinden nefret eder. Bütün bu olguları zihinlerden silebilmek ise ancak "sınıf ve sınıf karşıtlığı" gerçeğinin yok sayılmasıyla mümkündür. Her zaman olduğu gibi bugün de yapılmak istenen budur.

Devamını oku...

Türkiye: Transeksüellere Yönelik Şiddeti Durdurun

[Pembe Hayat, IGLHRC, ILGA-Europe ve HRW'den Ortak Basın Duyurusu, 22 Şubat 2010]

Türkiyeli ve uluslararası insan hakları örgütleri, Türkiye’deki hükümet yetkililerine gönderilen mektupta, Türkiye’de son iki hafta içerisinde iki transeksüel kadının öldürülmesinin, devam eden şiddet olaylarına karşı hükümetin yetersiz kaldığını ortaya çıkarmakta olduğunu belirttiler.

Devamını oku...

Hep beraber Siyonizme hayır, antisemitizme hayır diyebilecek miyiz? *

Yıllar önce “Getto” adlı oyunu kaleme alan İsrailli yazar Sobol ile yazışma sürecim aklıma geldi. Bir Filistinli olarak ‘ben muhalif bir Yahudiyim’ diyen bir İsrailli ile nasıl bir tartışma zemini yaratabilirim diye bir hafta süren tedirginliğimi anımsadım… Ve en sonunda elim kalemi aldığında: “Hep beraber Siyonizme hayır, antisemitizme hayır diyebilecek miyiz?” cümlesi çıkıverdi.

Devamını oku...

Çözümün temeli siyasi eşitlik ve yeniden yapılanmadır

[Sterka Rizgari ve Komal Yayınları Yönetmeni Recep Maraşlı: Çözümün temeli siyasi eşitlik ve yeniden yapılanmadır. “Siyasal eşitlik ilkesi oldukça basit görünüyor, ama köklü yapısal değişiklikleri gerekli kılıyor. Şu anda ‘çözüm’ için istenen fikirler daha çok, batan gemiyi kurtarmak için ‘uygulanabilir, kabul edilebilir, ucuz maliyetli’ düşüncelerdir... Çare, konunun uluslararası niteliğini görmezden gelmek değil, onun evrensel normlara göre değerlendirilip çözülmesi ve hukuksal güvence altına alınmasıdır” Birgün Gazetesi’nde 2 Eylül 2009 tarihinde yayımlanan söyleşi.]

Devamını oku...

Gey Onuru mu, Piyasa mı?

Sydney Mardi Gras Gey Onur Haftası etkinliklerinin Avustralya ekonomisine katkısının 40 milyon dolar olduğu düşünülürse, pembe pazar alanının sermayedarlar ve devletler açısından ne kadar cazip, gey onurunun da ne kadar ‘fonksiyonel’ olduğu kavranılabilir.

Devamını oku...

1 Mayıs ve parti inşası

Sendika bürokratları ile rejim arasındaki ve içindeki manevraların sonucunda, ya da daha doğrusu bunların sayesinde, 1 Mayıs günü İstanbul’da Kadıköy-Taksim mitingleri yarılması yaşandı. Bu yarılmanın niteliği ve nedenleri İşçi Cephesi’nin 5. sayısında yeterince işlendi, ben ise bu konunun kendini Troçkist olarak adlandıran kesimde yol açtığı polemiğe değinmekle yetineceğim.

Devamını oku...

Çığlıklara kulak tıkayan “kahraman sendikacılar!”

Tarihin hangi döneminde evlatlarını arkada bırakanlar “kahraman” adını almıştır! Ve hangi zafer şarkısı geride kalanların çığlığına yoldaş olmuştur! Bu yakıştırma 1 Mayıs 2009’da yaşandı…

Devamını oku...

Sönen İşçi Devleti m, Sönmeyen Revizyonizm mi?

[Devrimci Marksizm dergisinin Mayıs 2006 tarihli 1. sayısında TKP önderliğinin Marksizm’de devlet konusuna ilişkin tartışmalarına Cenk Ötküner'in bir müdahalesini içeren “TKP’nin Gelenek’i: Revizyondan Reddiyeye” başlıklı metne, Serhat Kerim tarafından yine Devrimci Marksizm dergisinin Mart 2009 tarihli 9. sayısında “Sönen İşçi Devleti m, Sönmeyen Revizyonizm mi?” başlıklı bir müdahalesi yayımlandı. Serhat Kerim, bu yazısını, “okuduğum her satırında bana Troçkist olmayı yeniden öğreten ustam Nahuel Moreno’ya” diyerek Arjantinli devrimci öndere ithaf etmiş.]

Devamını oku...

Türkiye’nin Son 500 Günü: Sorular-Cevaplar

AKP’nin kapatılması davası, Ergenekon davası, Silahlı Kuvvetlerin Kuzey Irak’ta sürdürdüğü operasyonlar derken 28 Temmuz günü Güngören’de patlatılan bombalar, ülkedeki politik keşmekeşin derinleşmekte, ya da derinleştirilmeye çalışılmakta olduğunun işaretini verdi. İşçi sınıfının örgütlü bir güç olarak doğrudan taraf olmadığı böylesi bir kaotik ortam taktik yanlışlar yapmaya, hatta stratejik hatalara düşmeye son derece elverişli olduğundan, bazı belirlemelerin tekrardan altını çizmekte yarar var.

Devamını oku...
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 2

Öne Çıkanlar

 

ETA artık “Silahsız Reformist”

ETA (Euskadi ta Askatasuna – Bask Ülkesi ve Özgürlük) Mart 2006’da onuncu “sürekli...

 

AKP'nin depremle imtihanı ya da araba farına yakalanan tavşan

23 Ekim’de Van’da yaşanan depremin üzerinden iki aya yakın zaman geçti. Ancak Van halkı ...

 

Bir patron hayali, bir işçi gerçeği

TUİK tarafından yayınlanan, 1923-2009 yıllarını kapsayan “İstatistiksel Göstergeler” rap...