
Bundan 11 ay önce UPS işçileri sendikalı olarak işlerini geri aldıklarında, direniş kazanıldı şimdi sıra toplu sözleşmede demiştik! http://www.iscicephesi.net/sinif-mucadelesi/emek-guncesi/1204-ve-ups-iscisi-kazandi-sira-toplu-is-sozlesmesinde
Şimdilerde 07.01.2012'de ise toplu sözleşme imzalandı. Bu sadece Türkiye çapında binlerce işçinin sendikal kazanımı değil, sistemin krizi altında iyice ezilen Türkiye işçi sınıfının da kazanımıdır.

21 Aralık 2011 günü Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve Türk Tabipler Birliği (TBB) öncülüğünde emekçiler, ülke genelinde, son aylarda çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) sağlık sisteminin sermayenin kâr kapısı haline getirilmesine, kamu emekçilerinin her geçen gün güvencesiz çalışmasının yaygınlaştırılmasına karşı bir günlüğüne greve ya da KESK’in tabiriyle “uyarı” grevine çıktı.
Egemenlik yetkilerini tek elde toplama arzusu iyice ortaya çıkmış olan iktidar, bilindiği gibi 38 meslektaşımızı hiçbir hukuki temele oturtulamaz sudan sebeplerle ve gerekçesiz olarak esir almıştır. Burada bahsi geçen “esir” kavramı bir dil sürçmesi değildir ve durumu tam olarak ifade ettiği için bilinçli kullanılmıştır. İktidarın, erki ele aldığı ilk günden bu güne artan bir şiddette, toplumsal muhalefeti sindirme amacındadır. Bu açıkça görülmektedir ve iktidarın bu noktada başvurduğu en güçlü silah yargı erkidir.

Türk Tabipler Birliği ve Kamu Emekçiler Sendikası öncülüğünde, sağlık sisteminin şirketleşmesine, güvencesiz çalıştırmaya karşı ve kamuda toplu sözleşme hakkının elde edilmesi için tüm Türkiye’de iş bırakan kamu emekçileri alanlardaydı.
300 bin öğretmenin atama beklediği bir ülkede 11 bin atama yapılıyor, öğretmen ihtiyacı ücretli öğretmenlik ile giderilmeye çalışılıyor, öğretmenler neyi test ettiği belli olmayan KPSS denen bir sınava tabi tutuluyor, Milli Eğitim Bakanı Dinçer kabiliyetlerine göre özel sektörde iş bulsunlar diyor ve sonuç: Eğitimde verimin düşmesi, her geçen gün sayıları artan işsiz öğretmen ordusu ve 27 intihar!
İşçi Cephesi gazetesi okurları 13 Kasım Pazar günü neoliberal saldırıların devamı niteliğinde olan, kıdem tazminatı hakkımızın alınması ve yerine getirelecek olan fon ile ilgili tartışmak üzere Alibeyköy'de bir araya geldiler. Etkinliğin ilk kısmında kıdem tazminatının ne olduğu, Türkiye işçi sınıfının hangi mücadeleleri sonucu şimdiki haline geldiği ve bizim için ne anlam ifade ettiği tartışılırken, ikinci kısımda ise fonun bize ne getireceği ve patronlar ile hükümetin bu fonu nasıl pazarladıkları konuşuldu.

1. Kıdem tazminatı nedir?
Kıdem tazminatı, en az bir yıllık çalışması olan işçiye veya işçinin vefat etmesi halinde işçinin hak sahiplerine işveren tarafından ödenmesi gereken paradır. Miktarı her geçen tam yıl için 30 günlük ücret tutarıdır.2. Kıdemin bizler için anlamı ne?
Merhaba, ben çadır üretimi ve kurulumu yapan bir firmada çalışıyorum. Patron kısa bir süre önce işlerin az olmasından kaynaklı işçi çıkarmaktan bahsederken, Van depreminin ardından çadır siparişleri beklenmedik derecede artınca, her şeyi unutup siparişleri yetiştirmek için çırpınmaya başladı. Öyle ki, bize imzalamamız için sundukları "belirsiz süreli iş sözleşmesi" bile şimdilik rafa kalktı.