Sınıf Mücadelesi

Direne direne kazandılar: UPS'de toplu sözleşme imzalandı!

Bundan 11 ay önce UPS işçileri sendikalı olarak işlerini geri aldıklarında, direniş kazanıldı şimdi sıra toplu sözleşmede demiştik! Şimdilerde 07.01.2012 de ise toplu sözleşme imzalandı.
Devamını oku...
 

Metal

Merhaba Arkadaşlar,
Ben metal sektöründe çalışan bir işçiyim. Geçirmiş olduğum iş kazasını ve sonrasını paylaşmak istiyorum sizinle.
İş yerinde aracımıza malları yüklemiştik. Müdür, akşam bizi arayarak beklediğini söyledi ve yanına gittik. Normalde tırdaki mallara biz karışmıyoruz, bunun için özel araçlar var. O gün iş alanımı bırakıp, arkadaşlarımla müdürün çağırdığı yere gitmek zorunda kaldım. Müdür, malları bizim yükleyeceğimizi söyledi. 
Devamını oku...

Tekstil

Merhaba Arkadaşlar,
Tekstil sektöründe çalışıyo­rum. Bazı günler sabahlıyoruz ve bu mesailer 36 saati buluyor. Haftanın 7 günü ve günde 14 saat çalışıyoruz. 18 yaşındaki bir arkadaşımız geçen hafta 115 saat çalışmıştı mesela. Vücudumuzda rahatsızlıklar oluşmaya başladı! Dün sabahlamak zorunda olduğumuz bu fazla mesailerden rahatsızlığını bireysel olarak patrona ileten bir arkadaşımızı patron işten attı!
Devamını oku...

Çocuk işçilere dinlenmek yasak!

Sevgili İşçi Cephesi okurları, işyerinden mektuplar sayfasına daha önce de mektuplar yazmıştım. Bir tekstil atölyesinde çalışıyorum. Çalıştığım işyeri yoğun sömürüye açık. İşyerinde çocuk işçiler de çalıştırılıyor. Yaşları 13-17 arası üç çocuk çıraklık yapıyor Aslında pek çıraklık da denmez. Ortadaki her işe yetişmeye çalışıyorlar. Bayram öncesi gece saat 11,12 lere kadar çalışıyorlardı. Şimdi işler çok yoğun değil ama onlar için pek fark etmiyor. Herkes paydos etse de onlar patron gidin diyene kadar çalışmak zorunda kalıyor. Bu yetmez gibi mesai ücreti de yok. Aslında makine bölümüne iki işçi bakması lazım ama bir işçi bakıyor. Öğle yemeklerinde herkes dinlenirken o çalışmaya devam ediyor.
Geçen gün sordum, yemek molasında neden çalışıyorsun diye, ne yapayım abi, yetişemiyorum, iş birikiyor, diye cevap verdi. Kendini suçluyor. Yavaş çalıştığını düşünüyor ama daha önce onun yaptığı işi iki kişiye yaptırıyorlardı yani aslında yavaş çalışmıyor. İş yükü fazlaydı. Ayaklarımın altı ağrıyor, ayakta duracak halim yok deyince ben de kendine haksızlık yapma, otur dinlen, dedim ama laf işitirim korkusuyla çalışmaya devam etti.
Birde öyle durumlar oluyor ki kendilerini yetersiz görüp suçluluk duyuyorlar, çünkü patron öyle bir baskı yapıyor ki çocuklara aslında işe yaramıyorsunuz ama sokaklarda gezmeyin diye çalıştırıyorum havası veriyor. Tabii ki öyle değil gerçekten çok çalışıyor ve çok eziliyorlar. Bir şey söylediğimde ise sanki yorulan ezilen onlar değilmiş gibi patronu savunma durumuna geçiyorlar. Sanırım ezile ezile anlayacaklar patronun onları hayrına çalıştırmadığını...

Tekstil

Yıllardır tekstilde çalışıp ta hakkını alamayan arkadaşlarıma sesleniyorum:
Devamını oku...

Biz halka açılıyoruz...

Merhaba arkadaşlar, ben bilişim sektöründe “beyaz yakalı” olarak tabir edilen, aslında son derece güvencesiz, çalışma saatlerinin esnek olduğu, vardiyalı bir işte çalışmaktayım. Teknik destek olarak adlandırılan bölümde çalışan aynı zamanda okuyan bir öğrenciyim. Üniversite ile beraber çalışmak zorunda olduğumdan yaklaşık 4,5 yıldır aynı işi ya­pıyorum. Oysa ne vaatlerle işe almışlardı... Yok efendim genel müdür yardımcısı da bu bölüm­den gelmeymiş de, bu bölüm bir nevi okulmuş da, buradan yetişip üst seviye bölüme geçiyormuşsun da, kariyer yapmak istiyorsan burası tam sana göreymiş de... Eğer öyleyse çift diploma sahibi oldum herhalde... 
Devamını oku...

Direne direne kazandılar; UPS'de toplu sözleşme imzalandı!

Direne direne kazandılar; UPS'de toplu sözleşme imzalandı!

Bundan 11 ay önce UPS işçileri sendikalı olarak işlerini geri aldıklarında, direniş kazanıldı şimdi sıra toplu sözleşmede demiştik! http://www.iscicephesi.net/sinif-mucadelesi/emek-guncesi/1204-ve-ups-iscisi-kazandi-sira-toplu-is-sozlesmesinde

Şimdilerde 07.01.2012'de ise toplu sözleşme imzalandı. Bu sadece Türkiye çapında binlerce işçinin sendikal kazanımı değil, sistemin krizi altında iyice ezilen Türkiye işçi sınıfının da kazanımıdır.

Devamını oku...

KESK'in g(ö)revi!

KESK'in g(ö)revi!

21 Aralık 2011 günü Kamu Emekçileri Sendikaları Kon­federasyonu (KESK) ve Türk Tabipler Birliği (TBB) öncülü­ğünde emekçiler, ülke genelin­de, son aylarda çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) sağlık sisteminin ser­mayenin kâr kapısı haline getirilmesine, kamu emekçile­rinin her geçen gün güvencesiz çalışmasının yaygınlaştırılma­sına karşı bir günlüğüne greve ya da KESK’in tabiriyle “uyarı” grevine çıktı.

Devamını oku...

Savunmaya Özgürlük Platformu'na destek deklarasyonu

Egemenlik yetkilerini tek elde toplama arzusu iyice ortaya çıkmış olan iktidar, bilindiği gibi 38 meslektaşımızı hiçbir hukuki temele oturtulamaz sudan sebeplerle ve gerekçesiz olarak esir almıştır. Burada bahsi geçen “esir” kavramı bir dil sürçmesi değildir ve durumu tam olarak ifade ettiği için bilinçli kullanılmıştır. İktidarın, erki ele aldığı ilk günden bu güne artan bir şiddette, toplumsal muhalefeti sindirme amacındadır. Bu açıkça görülmektedir ve iktidarın bu noktada başvurduğu en güçlü silah yargı erkidir.

Devamını oku...

KESK ve TTB alanlardaydı

KESK ve TTB alanlardaydı

Türk Tabipler Birliği ve Kamu Emekçiler Sendikası öncülüğünde, sağlık sisteminin şirketleşmesine, güvencesiz çalıştırmaya karşı ve kamuda toplu sözleşme hakkının elde edilmesi için tüm Türkiye’de iş bırakan kamu emekçileri alanlardaydı.

Devamını oku...

Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu: Koşulsuz atama, kadrolu-güvenceli iş

300 bin öğretmenin atama beklediği bir ülkede 11 bin atama yapılıyor, öğretmen ihtiyacı ücretli öğretmenlik ile giderilmeye çalışılıyor, öğretmenler neyi test ettiği belli olmayan KPSS denen bir sınava tabi tutuluyor,  Milli Eğitim Bakanı Dinçer kabiliyetlerine göre özel sektörde iş bulsunlar diyor ve sonuç: Eğitimde verimin düşmesi, her geçen gün sayıları artan işsiz öğretmen ordusu ve 27 intihar!

Devamını oku...

Alibeyköy'de kıdem tazminatı etkinliği

İşçi Cephesi gazetesi okurları 13 Kasım Pazar günü neoliberal saldırıların devamı niteliğinde olan, kıdem tazminatı hakkımızın alınması ve yerine getirelecek olan fon ile ilgili tartışmak üzere Alibeyköy'de bir araya geldiler. Etkinliğin ilk kısmında kıdem tazminatının ne olduğu, Türkiye işçi sınıfının hangi mücadeleleri sonucu şimdiki haline geldiği ve bizim için ne anlam ifade ettiği tartışılırken, ikinci kısımda ise fonun bize ne getireceği ve patronlar ile hükümetin bu fonu nasıl pazarladıkları konuşuldu.

Devamını oku...

5 Soruda Kıdem Tazminatı

5 Soruda Kıdem Tazminatı

1. Kıdem tazminatı nedir?

Kıdem tazminatı, en az bir yıllık çalışması olan işçiye veya işçinin vefat etmesi halinde işçinin hak sahiplerine işveren tarafından ödenmesi gereken paradır. Miktarı her geçen tam yıl için 30 günlük ücret tutarıdır.

2. Kıdemin bizler için anlamı ne?

Devamını oku...

Tekstil - Canımızın bile kıymeti yok

Merhaba arkadaşlar ben tekstil işçisi bir kadınım. Günde 15 saat çalıştırılıyoruz. Üstelik bunu yaparken, yorulmaya, hasta olmaya bile hakkımız yok. Yine 15 saat çalıştığım ve hastalığım yüzünden izin istediğim günlerin birinde patron bana eve gidince dinlenebileceğimi söyledi. Sanki günden geriye kalan 9 saat, uyumak, iyileşmek ve yeni iş gününe hazırlanmak için yeterli bir zamanmış gibi. 
Devamını oku...

Deprem patrona yaradı

Merhaba, ben çadır üretimi ve kurulumu yapan bir firmada çalışıyorum. Patron kısa bir süre önce işlerin az olmasından kaynaklı işçi çıkarmaktan bahsederken, Van depreminin ardından çadır siparişleri beklenmedik derecede artınca, her şeyi unutup siparişleri yetiştirmek için çırpınmaya başladı. Öyle ki, bize imzalamamız için sundukları "belirsiz süreli iş sözleşmesi" bile şimdilik rafa kalktı.

Devamını oku...

Açlığın dini yoksulluğun vatanı olmaz

Merhaba ben daha önce, birçok farklı işyerinde ve çeşitli sektörlerde çalışmıştım. Bir süre işsiz kaldıktan sonra geçen ay bir tekstil atölyesine ütücü olarak işbaşı yaptım. İşyerinin bodrumda, havasız bir ortamda olması, yoğun çalışma saatleri bir yana dursun sizlere başka bir olaydan bahsetmek istiyorum. İşe ilk başladığım günlerde iki kadın arkadaş arasında şöyle bir diyaloğa tanık oldum.
Devamını oku...
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 20

Öne Çıkanlar

 

ETA artık “Silahsız Reformist”

ETA (Euskadi ta Askatasuna – Bask Ülkesi ve Özgürlük) Mart 2006’da onuncu “sürekli...

 

AKP'nin depremle imtihanı ya da araba farına yakalanan tavşan

23 Ekim’de Van’da yaşanan depremin üzerinden iki aya yakın zaman geçti. Ancak Van halkı ...

 

Bir patron hayali, bir işçi gerçeği

TUİK tarafından yayınlanan, 1923-2009 yıllarını kapsayan “İstatistiksel Göstergeler” rap...