Arka Plan

Sermayeye değil, emekçilere özgürlük

Sermayeye değil, emekçilere özgürlük

Güvencesiz, örgütsüz, geleceksiz çalışmak yazgımız değil

“Daha önce de gördüğümüz gibi, şimdiye kadar bütün toplum biçimleri ezen ve ezilen sınıflar arasındaki karşıtlıklar üzerine kurulmuştur. Ne var ki, bir sınıfı ezebilmek için bile, o sınıfa hiç değilse köle hayatını sürdürmesini mümkün kılacak belli koşulları sağlamak gerekir. Serflik döneminde serf kendini komün üyeliğine yükseltebilmişti; küçük burjuva, feodal istibdat altında burjuvalaşmayı başarmıştı. Modern emekçi ise, sanayinin ilerlemesiyle durumunu düzelteceği yerde, aksine kendi sınıfının hayat koşullarının gitgide daha altına düşmektedir; sadakaya muhtaç olacak ölçüde yoksullaşmaktadır ve bu yoksullaşma nüfustan da, servetten de daha hızlı gelişmektedir. İşte burjuvazinin kendi varoluş koşullarını topluma zorla, mutlak bir kanun olarak benimsetmesinin artık mümkün olmadığı, toplumun hakim sınıfı olma yeteneğini kaybettiği burada açıkça ortaya çıkıyor. Burjuvazi hüküm sürebilecek halde değildir; çünkü kölesine köleliği içinde dahi yaşama imkanı sağlayamamaktadır; çünkü kölesi onu besleyeceği yerde, o kölesini beslemek zorunda kalacak kadar kölesinin sefalete sürüklenmesinin önünü alamamaktadır. Toplum artık bu burjuvazinin hakimiyeti altında yaşayamaz; bir başka ifadeyle, burjuvazinin varlığı toplumla artık bağdaşmamaktadır.” K.Marx

Devamını oku...
 

Türk-İş Genel Kurulu üzerine

İşçi sınıfının 2012 kaderi­nin bir etkileyeni, 2011’in son ayında, Türkiye’nin en büyük konfederasyonu olan Türk-İş’in genel kurulu ile belirlenmiş oldu. Türk-İş genel kurulu, mevcut bürokrasinin ve ona karşı gelen Sendikal Güç Birliği Platformu’nun adaylığı ile Aralık ayında gerçekleşti. Pek çok göz­lemcinin bugüne değin yaşanan en heyecansız Türk-İş kongresi olarak nitelediği kongre, mevcut bürokrasinin seçimleri 223 oyla kazanışı ile sonuçlandı. Sendikal Güç Birliği ise 127 oy alabilmiş­ti.

Devamını oku...

Çalışmak bir haktır! 2012'de birleşik mücadeleye!

Çalışmak bir haktır! 2012'de birleşik mücadeleye!

Her yılın ilk ayı, sınıf mücadelesini değerlendirmek için oldukça manidar bir aydır. Ocak ayı içerisinde geçmiş dönemin bir bilançosunu çıkarmak kolaydır. Çünkü patronların yeni yıl için sundukları plana bir programla karşı koymayı kolaylaştıracak verilerin arttığı, hafızamızın da tazelendiği bir dönemdir.

Devamını oku...

Rejimle hesaplaşmadan Dersim Katliamı'nın yarası kapanır mı?

Rejimle hesaplaşmadan Dersim Katliamı'nın yarası kapanır mı?

Ve 73 yıldır resmi olarak kabul edilmeyen bu kıyım, hükümetle CHP asında bir polemiğin sonucunda tüm ülkede konuşulur hale geldi. CHP Tunceli milletvekilinin Dersim çıkışı AKP için bir iç siyaset malzemesine dönüştü. Dersim Katliamı'nın arşivlerini açmaktan bahseden Başbakan Erdoğan, gerekirse devlet adına özür bile dileyebileceğini söyleyerek CHP’yi köşeye sıkıştırırken, CHP, tarihiyle yüzleşmekten bir kez daha geri durdu ve iç krizlerine bir yenisini ekledi. Hükümet, bu gündemle muhalefeti sindirirken, Van depremindeki yetersizliğini de kapatmış oldu.

Devamını oku...

Devrimci yayın işlevi üzerine

Devrimci yayın işlevi üzerine

Politik mücadele, devrimci partinin fabrika, mahalle gibi yerel sorunların yanısıra, bizi kuşatan sistemin işleyişine dair bütünlüklü düşünce ve önerilerine insanları ikna etmek anlamını taşır. Bu nedenle temelde ulusal ve uluslararası gerçekliğe yönelik değerlendirmeler üzerinde yükselir. “Kahrolsun neo liberal saldırı politikaları, %10 zam hemen, politik tutsaklara özgürlük ve tüm destek Arap devrimlerine” türünden talepler bu anlayışın pratikteki karşılıklarıdır. Bu nedenle devrimci partinin bir fabrika ya da iş yerine yönelik talepleri bu organizmanın en genel kavrayış ve önermelerinin yerel sorunlara dair yansımaları anlamını taşıyacaktır.

Devamını oku...

MSF’de bir hayalet dolaştı, devrim hayaleti!

MSF’de bir hayalet dolaştı, devrim hayaleti!

21-25 Eylül tarihleri arasında Diyarbakır’da gerçekleşen Mezopotamya Sosyal Forumu, bir yandan forumların tartışma ile sınırlandırıcı yapısı ile dizginlenirken, bir yandan da Arap devrimleri deneyimi ve KCK operasyonları ile süren sıcak sürecin kamçılayıcı etkisi ile iki uç belirleyen arasında gerçekleşti. Böylece tüm zayıflıkların yanı sıra oldukça önemli deneyimlerin paylaşıldığı bir organizasyon olabildi.

Devamını oku...

Bir kez daha ittifaklar, cepheler ve devrimci partinin inşası üzerine

Bir kez daha ittifaklar, cepheler ve devrimci partinin inşası üzerine

Türkiye sosyalist hareketi uzun yıllardır bir kriz içerisinde. Sosyalist çevrelerin, güncel politikayı etkileyecek gücünün olmayışı “güçlü bir parti kurmanın yeni yolları nelerdir?” sorusunu sorduruyor. Referandum sürecinde Türkiye sosyalist hareketinin etkisizliği ve bu dönemde oluşmaya başlayan ittifaklar, aynı soruyu yeniden gündeme getirdi. Ancak yeniden gündeme gelen bu soruna, yeni cevaplar değil de her kriz anında tekrarlanan o meşhur cevap ile yaklaşılmaya devam ediliyor.

Devamını oku...

Yurttan ve cihandan kriz manzaraları

Yurttan ve cihandan kriz manzaraları

Önceleri ufak bir yol kazası dediler, ardından türbülans serbest piyasa ekonomisinin doğal salınımları olarak adlandırıldı. Çıkış mümkündü yalnız, acı reçetenin tadına bakmak gerekiyordu ve neoliberal reformlar kararlı bir biçimde, sızlanmadan uygulanmalıydı.

Devamını oku...

Blok ve Çatı Partisi üzerine

Blok ve Çatı Partisi üzerine

12 Haziran seçimlerinin ardından Yüksek Seçim Kurulu hiç vakit kaybetmeden Blok vekili Hatip Dicle için veto kararı verdi. Bunun ardından, CHP’nin göstermelik şovunu saymazsak parlamentonun yaşadığı en büyük kriz Blok vekillerinin meclisi boykot etmeleri oldu. Meclisin tatile girmesi, operasyonların başlaması ve çatışmaların sürmesi ile beraber bu sorun halen çözülebilmiş durumda değil.

Devamını oku...

Seçim sonuçları üzerine

Seçim sonuçları üzerine

Seçmenin yüzde 87’sinin sandığa gittiği 2011 Genel Seçim sonuçları mecliste kazandığı 326 milletvekilliği ile AKP’yi yeniden birinci parti ilan etti. Onu sırasıyla 135 ve 53 milletvekilliği ile CHP ve MHP izliyor. Diğer partilerin hiçbiri yüzde 10 barajını geçemezken, hepsinin toplam oyları yüzde 5’e bile ulaşmadı. Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu ise 36 bağımsız adayını baraj engelini aşarak meclise göndermeyi başardı.

Devamını oku...

Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku'nun zaferi

Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku'nun zaferi

12 Haziran seçimlerine ilişkin olarak, pek çok farklı değerlendirmeyle karşılaşmak mümkün. Ancak hemen tüm değerlendirmelerin ortak noktası şu ki, 12 Haziran seçimlerinin en büyük galibi BDP oldu.

Devamını oku...

Seçimlerde düzen partilerine karşı Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku

Seçimlerde düzen partilerine karşı Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku

İşçi Cephesi'nin Mart sayısında, içerisinden geçmekte olduğumuz dönemin ne denli kritik olduğunu seçim vesilesi ile bir kez daha gündeme getirmiştik.

Devamını oku...

Seçim sürecine girilirken politik durum ve program sorunu

Seçim sürecine girilirken politik durum ve program sorunu

2011 Genel Seçimleri'nin 12 Haziran'da yapılacağının kesinleşmesiyle, seçim sath-ı mailine girmiş bulunuyoruz. Ekonomik krizin henüz sonlanmaktan uzak olduğu ve de Arap devrimlerinin patlak verdiği şu koşullar altında, 2011 seçimleri burjuvazi için kat be kat önemli bir hale gelmiş durumda.

Devamını oku...

Vaat edilmiş demokrasinin sınırları

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan referandum sonuçlarının hemen ardından huşu içinde, 13 Eylül sabahıyla birlikte Türkiye'de hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını muştuluyordu. Nitekim “ileri demokrasi” hurafesinin sarsılması için İstanbul ve Ankara’da gerçekleşen bir dizi barışçıl öğrenci gösterisi yetti de arttı bile. Yakın zamana dek gazetelerin iç sayfalarında sıradanlaşan vahşi polis terörü, yerini artık kamuoyunun görmezden gelemeyeceği şekilde tüm toplumsal muhalefet odaklarına yönelik sistematik bir şiddet uygulamasına bırakmış görünüyor.

Devamını oku...

Zorluklar, mücadeleler ve yenilgiler ile dolu bir yılın ardından: Kavga bitmedi, pekiyi, nasıl sürecek?

Zorluklar, mücadeleler ve yenilgiler ile dolu bir yılın ardından: Kavga bitmedi, pekiyi, nasıl sürecek?

2009’dan 2010’a kalan miras

2009 yılı biterken hükümet krize karşı patronları destekleyen yasaları hiç zorluk yaşamadan çıkarmıştı. Mart 2009 Yerel Seçimleri biter bitmez 6. Ekonomi Paketi açıklanmış, böylece işten çıkarmalar kolaylaşırken, patronlara vergi indirimleri gelmiş, patronlar kısa çalışma ödeneği ile maaş ödeme yükünden dahi kurtulmuşlardı. İşsizlik fonu ise, sözüm ona tedbir amacıyla patronlara açılmıştı.
Devamını oku...

1980'den 2010'a: Türkiye siyasetinin ve Sol'un şekillenişi

1980'den 2010'a: Türkiye siyasetinin ve Sol'un şekillenişi

Kapitalist sistem, tarihinin en büyük krizlerinden birini yaşıyor. En koyu kapitalist düzen savunucuları dahi bu gerçeği ifade etmek zorunda kalıyor. Krizin ne zaman, ne şekilde son bulacağı belirsiz. Geride bırakacağı enkaza dair ise şu ana kadar yarattığı tahribattan hareketle oldukça karamsar senaryolar çizilmekte.

Devamını oku...

İşçi sınıfı ve Kürtler: Cephe mi, eylem birliği mi?

İşçi sınıfı ve Kürtler: Cephe mi, eylem birliği mi?

Emek ve Özgürlük Cephesi, Emekçilerin ve Ezilenlerin Boykot Cephesi, 3. Cephe, Seçim Cepheleri ve benzeri diğer cephe öneri ve girişimleri... Türkiye sosyalist hareketinin son 20 yılında politik-örgütsel varlığını böylesi bir inşa perspektifi üzerine kurmuş, bunu programlaştırmış çok sayıda çevre ve akım bulunmakta. Ve neredeyse bu cephe öneri ve girişimlerinin tamamı Kürt ulusal kurtuluş hareketinin dinamizmini kendine temel almakta... Daha açık bir ifadeyle bu cephe önerilerinin belirleyeni ve öznesi Kürt halkı...

Devamını oku...
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 3