Gündem / Analiz

Türk-İş Genel Kurulu üzerine

İşçi sınıfının 2012 kaderi­nin bir etkileyeni, 2011’in son ayında, Türkiye’nin en büyük konfederasyonu olan Türk-İş’in genel kurulu ile belirlenmiş oldu. Türk-İş genel kurulu, mevcut bürokrasinin ve ona karşı gelen Sendikal Güç Birliği Platformu’nun adaylığı ile Aralık ayında gerçekleşti. Pek çok göz­lemcinin bugüne değin yaşanan en heyecansız Türk-İş kongresi olarak nitelediği kongre, mevcut bürokrasinin seçimleri 223 oyla kazanışı ile sonuçlandı. Sendikal Güç Birliği ise 127 oy alabilmiş­ti.

Devamını oku...
 

On binlerce insan: Faşizme inat kardeşimsin Hrant dedi!

On binlerce insan: Faşizme inat kardeşimsin Hrant dedi!

Bugün 19 Ocak..Hrant'ın öldürülmesinin üstünden 5 yıl geçti. On binlerce insan Hrant'ın öldürüldüğü yerde buluştu. Mahkemenin aldığı kararı da eleştirdi. Mahkeme açık delillere rağmen “örgüt yok” dedi.

Can Dündar'ın deyişiyle : “Aynı bildiriye imza atanlardan, başına poşu takanlardan, bir köşede laflayanlardan, evinde kitap yazanlardan kanlı canlı örgütler icat eden yargı, bunca ipucunun “Herşeyi birlikte tezgahlayıp yapmışlar”a kanıt oluşturduğu Dink davasında örgüt bulamadı, öyle mi? Zekamıza hakaret!”

Devamını oku...

Türkiye iyiye mi, kötüye mi gidiyor?

Türkiye iyiye mi, kötüye mi gidiyor?

İçinde bulunduğumuz süreci nasıl değerlendirmeliyiz? Türkiye iyiye mi, yoksa kötüye mi gitmekte? Karar neye ve kime göre verilecek? Ölçüt ne olacak?

Devamını oku...

Adalet? Paran varsa!

Adalet? Paran varsa!

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), geçtiğimiz 1 Ekim’de Res­mi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu kanunla birlikte Hukuk, Aile, Ticaret, Kadastro, Tüketici, Fikri ve Sınaî Haklar mahkemelerinde açılacak ve görülecek davalarla ilgili giderler de “Gider Avansı” başlığı altında düzen­lendi.

Devamını oku...

Zam sonrasında asgari ücretli geçen yıldan daha fakir!

Aralık 2011 zammı ile net asgari ücret 658,95 TL’den 701,13 TL’ye çıkmış oldu. Temmuz 2012’de ise 739,79 TL’ye ulaşacak.

Yeter mi? Hayır! TÜFE (Tüketici Fiyatları Endeksi)’deki geçen yılki değişim yüzde 10.45 olarak açıklandı. Yani asgari ücretlinin Ocak ayında aldığı maaşın değerinde, hayat pahalılığı karşısında 65 TL’lik bir düşüş söz konusu oldu. Sonuç olarak yapılan 42,17 TL’lik zam, asgari ücretlinin geçen yıl fiyat artışı karşısında kaybettiği payı dahi karşılayamıyor! Alınan zam fiyat artışları karşısında çoktan erimiş durumda. Dahası 2012 yılında gelecek zamlara karşı da hiçbir koruma söz konusu değil.

Devamını oku...

Krizden değil, mücadele etmemekten korkalım!

Krizden değil, mücadele etmemekten korkalım!

2011 yılı kötü geçti!
Ekmeğimiz küçüldü.
Özgürlüklerimiz azaldı.
Barış bu yıl da gelmedi.
Demokrasi mi? Bir adım ileri, iki adım geri...

Devamını oku...

Çalışmak bir haktır! 2012'de birleşik mücadeleye!

Çalışmak bir haktır! 2012'de birleşik mücadeleye!

Her yılın ilk ayı, sınıf mücadelesini değerlendirmek için oldukça manidar bir aydır. Ocak ayı içerisinde geçmiş dönemin bir bilançosunu çıkarmak kolaydır. Çünkü patronların yeni yıl için sundukları plana bir programla karşı koymayı kolaylaştıracak verilerin arttığı, hafızamızın da tazelendiği bir dönemdir.

Devamını oku...

Filistin değil Şırnak, Hama değil Uludere!

Filistin değil Şırnak, Hama değil Uludere!

Heronların aldığı istihbaratın değerlendirilmesi ile Uludere’de neredeyse nokta atışları ile 35 insan öldürüldü.

Uludere’de 35 insanın F16’larla bombalanarak öldürülmesi tarihte yaşanan diğer katliamlar gibi yerini alacaktır.

Devamını oku...

Dünyaya meydan okuyoruz: 35.117'de 12.897!

Bugüne değin dünyadaki bor rezervinin yüzde 67'sine sahip olmakla övünen Türkiye, bir rekoru daha elinde tutuyor. Tüm dünyada terörist olmakla suçlanan kişi sayısı 35.117 iken, dünya nüfüsunun yüzde 1,1'ine denk düşen Türkiye tüm bu sayının 12.897'ine, yani yüzde 37'sine tek başına sahip.

Devamını oku...

Kapitalizmin sınırları belirginleşiyor!

Kapitalizmin sınırları belirginleşiyor!

Peki ya AKP’nin?

Son 40 yıldır katı olan ne varsa çözülmeye başladı. Ekonomik ve jeopolitik durumda radikal çalkantıların yaşandığı bu dönemde hâkimiyetlerini ezeli görenler için gelecek günler endişeyi beraberinde getiriyor.

Sorunlar gittikçe aynılaşır ve yaygınlaşırken, işçi ve emekçi kitleler koşullarının daha fazla sürdürülemez olduğunun, burjuvazi ise artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının farkında; çünkü yalanlanan, üstü kapatılan, ötelenen gerçek artık gün gibi açık: Kapitalizmin en ciddi krizlerinden biriyle karşı karşıyayız, sistem yapısal bir kriz içinde.

Devamını oku...

Yeterince bedel ödenmedi mi?

Hükümetin bedelli adımının ardından, hem zorunlu askerlik hem de bedellinin getirdiği eşitsiz durum çokça tartışılır oldu.

Anayasanın 72. maddesine göre: “Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir.” denmektedir. Yani “Her Türk asker doğar” tanımlamasının temeli anayasa içerisinde böyle esnek, ancak kaçarı olmayan bir biçimde, hem de “hak” denerek ifadesini bulmaktadır.

Devamını oku...

HES'e karşı tek ses, katliam durdurulsun! - 2

HES'e karşı tek ses, katliam durdurulsun! - 2

Geçtiğimiz günlerde burjuva haber ajansları Trabzon, Solaklı’daki HES inşaatına karşı olan direnişi terör eylemi olarak yansıttı. Ama direnenlerin ne istediğini, doğanın nasıl tahrip edildiğini ya da HES'leri sermayeye peşkeş çeken hükümetten, ya da HES kapasitelerinin %70 daha arttırılması için yapılan gizli çalışmalardan bahsetmediler. HES'lerle ilgili önceki yazılarımızda, HES'lerin nerelere kurulmak istendiğini, göz göre göre ölümüne çalıştırılan emekçilerden ve inşaatların durdurulması için verilen mücadeleden bahsetmiştik.

Devamını oku...

Rejimle hesaplaşmadan Dersim Katliamı'nın yarası kapanır mı?

Rejimle hesaplaşmadan Dersim Katliamı'nın yarası kapanır mı?

Ve 73 yıldır resmi olarak kabul edilmeyen bu kıyım, hükümetle CHP asında bir polemiğin sonucunda tüm ülkede konuşulur hale geldi. CHP Tunceli milletvekilinin Dersim çıkışı AKP için bir iç siyaset malzemesine dönüştü. Dersim Katliamı'nın arşivlerini açmaktan bahseden Başbakan Erdoğan, gerekirse devlet adına özür bile dileyebileceğini söyleyerek CHP’yi köşeye sıkıştırırken, CHP, tarihiyle yüzleşmekten bir kez daha geri durdu ve iç krizlerine bir yenisini ekledi. Hükümet, bu gündemle muhalefeti sindirirken, Van depremindeki yetersizliğini de kapatmış oldu.

Devamını oku...

Van depremi ve yine bir rantsal dönüşüm hikayesi

23 Ekim 2011'de Van'da yaşanan depremle 600'ün üzerinde insan hayatını kaybetti. Yaklaşık 20 yıldır yerel yönetimde, 9 yılı aşkın bir süredir de merkezi iktidarda bulunan ve bu süreç boyunca da depremden korunmaya yönelik hiçbir adım atmamış olan başbakan Recep Tayyip Erdoğan deprem sonrası “Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızla bir çalışma içine gireceğiz ve şehirlerimizde kaçak yapı, gecekondu konusunda gerekirse yetkiyi bakanlığımıza alacağız, bu tür binaları değiştirmeyen, yıkmayanların binasını gerekirse biz yıkacağız.” diye bir açıklamada bulundu. Krizleri “teğet geçirten” başbakan şimdi de deprem krizini fırsata dönüştürmeye çalışıyor ve kentsel dönüşüm projesiyle yeniden karşımıza çıkıyor.

Devamını oku...

AKP'nin depremle imtihanı ya da araba farına yakalanan tavşan

AKP'nin depremle imtihanı ya da araba farına yakalanan tavşan

23 Ekim’de Van’da yaşanan depremin üzerinden iki aya yakın zaman geçti. Ancak Van halkı hâlâ her türlü yoksunlukla, sefaletle başetmeye çalışıyor. İlk ayın sonlarına doğru, Van il merkezinden ve/veya bağlı yerleşim yerlerinden göç edenlerin sayısının 400 bin’i aştığı tahmin ediliyor. Van şehir merkezinin toplam nüfusunun bu sayıdan daha az olduğu düşünüldüğünde oluşan göçün nasıl önemli bir seviyeye ulaştığı görülebilir. Bölgeden aktarılanlar ve bizzat kendi gözlemlerimiz Van’ın adeta hayali kente dönüştüğü yönünde.

Devamını oku...

Doğanın talanına karşı halkın seferberliği

Bu yazı yazıldığında binlerce insan Gerze'de termik santrale karşı yürüyüş gerçekleştiriyordu. Anadolu Grubu tarafından yapılacak termik santrali istemediklerini ve yaşam alanlarından olmayacaklarını belirten Gerze'li ve muhalif örgütlerden insanlar “ölmek var, dönmek yok!” dediler.

Devamını oku...

Kanun hükmünde kararname rejimi

Kanun hükmünde kararname rejimi

Türkiye 3 Mayıs 2011 tarihinden beri Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) yönetilmekte. AKP hükümetinin KHK yapma yetkisini parlamentodan aldığı bu tarihten beri, ilk olarak 12 Mart 1971 darbesiyle gündeme gelen ve esas olarak 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle en geniş kapsamına ulaşan “KHK kanunu” bu kez devasa ölçüde bir kullanım alanı kazanmış oldu. AKP hükümeti şu ana dek çıkartılmış 30’a yakın KHK ile bir yandan neoliberal saldırı politikaları önünde engel teşkil edebilecek tüm odakları tek bir mermi ile bertaraf etme kartını kullanıma açarken, diğer yandan da söz konusu demokrasi dışı yöntemi arsızca kullanarak sırtını askeri cunta anayasasına ve ruhuna ne denli yaslamış olduğunu ortaya koyuyor.

Devamını oku...
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 24

Öne Çıkanlar

 

ETA artık “Silahsız Reformist”

ETA (Euskadi ta Askatasuna – Bask Ülkesi ve Özgürlük) Mart 2006’da onuncu “sürekli...

 

AKP'nin depremle imtihanı ya da araba farına yakalanan tavşan

23 Ekim’de Van’da yaşanan depremin üzerinden iki aya yakın zaman geçti. Ancak Van halkı ...

 

Bir patron hayali, bir işçi gerçeği

TUİK tarafından yayınlanan, 1923-2009 yıllarını kapsayan “İstatistiksel Göstergeler” rap...