
Yeni bir yıla Uludere’de “terörist” sanılarak insansız hava uçaklarıyla 35 insanın katledilmesi haberiyle girdik. Orada öldürülenlerin çoğunun yaşları 14–18 arası değişen, harçlığını çıkarmak için çalışan lise öğrencileri olduğunu çok geçmeden öğrendik. Böylelikle, hükümetin muhalif veya Kürt diye yüzlerce öğrenciye dair “terörist” ya da “örgüt üyesi” oldukları gerekçesiyle bazen bir poşuyu, bazense bir ders notunu delil göstererek uyguladığı tutuklama terörü bir katliamla da taçlanmış oldu.







Kuzey Afrika, Latin Amerika, Ortadoğu ve Avrupa coğrafyalarında, derinleşen dünya ekonomik krizinin yol açtığı toplumsal çöküntüye karşı kitle seferberlikleri hız kazanırken, bu seferberlikler içerisinde öğrenci-gençlik hareketinin konumu da oldukça kritik bir yere oturuyor. Öğrenci-gençlik hareketini bu seferberlikler içerisinde yer almaya ya da bizzat kitlelere öncülük etmeye iten, birbirinden ayrı olarak düşünülemeyecek, birbirine sıkı sıkıya bağlı iki temel faktör öne çıkmakta.
Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Cihan Kırmızıgül, Kağıthane’de bir markete düzenlenen molotoflu saldırıya katıldığı gerekçesiyle durakta otobüs beklerken 20 Şubat 2010 tarihinde polisler tarafından gözaltına alınmıştır.


